REKLAM

Son Gelişme

6/recent/ticker-posts

Nostalji Kuşağı I: Titan Quest

Girizgah
Bir seri haline getireceğim Nostalji Kuşağı yazı dizimi, en çok oynadığım ama yakın zamana kadar bir türlü bitiremediğim Titan Quest ile açmak istiyorum. Oyun aslen 2006 yılında yapılmış, uzun bir oynanma süresine sahip bir RPG-Hack&Slash oyunu. Bir RPG’den bekleyebileceğiniz loot, skill, karakter puanları, değişik itemlar ve boss fightlar gibi tüm öğeleri içinde çok güzel bir şekilde barındırıyor.

Oyun ilk yılının ardından bir ek paket olarak Immortal Throne’a sahip oldu. 2013’te THQ’nun Nordic Games’e satılmasının ardından oyun 10. yılına girdiğine Immortal Throne’un birkaç özelliklerinin ve birkaç modernizasyonun oyuna entegre edildiği 10. Yıl Özel sürümü olan Aniversary Edition ile tekrar gün yüzüne çıktı. 

Nordic Games bununla kalmayıp 2017’de Ragnarök, 2020’de ise Atlantis ek paketlerini çıkarttı ve oyunu bir şekilde diri tutmaya devam ediyor fakat Nostalji Kuşağımızın gereği olarak biz oyunu bugünlere getiren, eski ama kalplerde yeri büyük olan saf Titan Quest versiyonunu inceleyeceğiz. 

Bu oyun ile ilgili en büyük sorunu, oyunu ilk defa açtığınızda yaşıyorsunuz. Açılış sahneleri atlanamıyor. Dürüst olmak gerekirse açılış sahnelerini gerçekten ilk kez oynayacak birinin izlemesini tavsiye ederdim… Güzel bir giriş oluyor fakat benim gibi bilgisayarında bu oyun defahatle var olmuş, silinmiş ve tekrar yüklenmiş insanlar artık introyu ezberlemiş oluyorlar ve ciddi söylüyorum introyu atlayamadığım için uğraşamam deyip silmişliğim var. 1 dakika, 1 dakikadır… 



Grafikler
Oyunu 3. şahıs kamerası olmak için biraz fazla uzak, tepeden bakmaya çok yakın bir kamera açısı ile oynuyoruz. Burada uzaklığı seçmek ve neredeyse 3. şahıs açısına getirme şansı kullanıcıya verilmiş fakat oynayanlar bilir bu aşırı rahatıs edici bir oyun deneyimine yol açıyor. 

Grafikleri ise 2006 yılında yapılmış bir oyun için gerçekten aşırı hoş. O yıllarda bunun pek farkında değildim çünkü düşük seviyede oynamak zorunda olduğum bir bilgisayara sahiptim. Grafik algım gelişmiş olmasına rağmen Titan Quest grafik olarak beni harcadığım 100+ saatte (Steam resmi sayısı, bunun Steam olmayan en az 300’ü vardır ama kanıtlayamam) asla eski bir oyun oynuyormuşum hissine sürükletmedi. Türünün de gereği zaten çok grafik beklenti oluşmuyordu zira.

Çoklu Oyuncu - Multiplayer - Co-Op
6 kişiye kadar birleşip, parti kurarak co-op olarak oynanabilen oyunumuz, kişi sayısına göre zorluğu ve lootları bir tık arttırıyor ve kalabalık olmanın oyunun heyecanını öldürme, baskılama ihtimalini ortadan kaldırıyor.

Oynanış
Karakterimizi yarattık ve oyuna daldık. Bir nehir kıyısında, hiçbir şeyden habersiz yenik düşmüş bir savaşçı olarak uyanıyoruz. Elimizde sadece bıçak, zırh ve ekipman adına her şeyi sürüklenirken kaybetmişiz. Köye doğru yol alırken NPC’ler sayesinde ufak bilgilere sahip oluyoruz. 

NPC’lere değinmek istiyorum. Benim İngilizce seviyemi borçlu olduğum bir oyun seçmem gerekseydi bunu seçerdim. Oyunda çok fazla NPC ve binlerce diyalog var. Ünlem işaretli olanlar görev hakkında bilgi verirken, SIMS vari bir elmas işaretleri olanlar ise Mitoloji, Antik Yunan, Mısır, Babil veya Uzak Doğu hakkında bilgiler veriyor. Hem gerçekten güzel bilgiler öğrenebileceğiniz hem de İngilizcenizi geliştirebileceğiniz müthiş bir fırsat bu oyun… 



Şimdi kişisel hikâyeyi geride bırakırsak, diyalogların hepsini dinleyerek ve anlayarak oynamaya çalışırsanız, tüm yan görevleri yapmaya ve haritayı açmaya kalkarsanız en iyi ihtimalle 75 saat kadar oyunun başında kalacaksınız demektir ki bu sadece normal zorluk için, bunu yaklaşık 2 kere daha tekrarlarsanız oyunu tüm zorluklarında bitirmiş oluyorsunuz.

Oyunun hikayesinin genel özeti ise şöyle… Bildiğiniz üzere Yunan Mitolojisinde Tanrılar ve Titanlar bir savaşa tutulur, kazanan ise Tanrılar olur ve Titanlar hapsedilir. Bu aşırı kısa ve mitolojiyi neredeyse öldüren özetimizin ardından oyun başlar, hikâyede bahsi geçmeyen fakat Titanların oğul ve kızları olan Telkineler öfke ile dolup taşar. 

Bu öfke ve Titanları hapisten kurtarma isteği ile Telkineler Dünya’daki tüm yaratıkları Tanrıların bir ürünü olan insanlara saldırtarak savaşta Tanrıların yanında olan insanları yok etmeye ve Titanları kurtaracak kadar vakit kazanmaya çalışmaktadır. Biz ise basit bir köy kurtarma operasyonu ile başlayan serüvenimizde bunu engelleyebilmek için Leonidas, Imhoteph gibi büyük figürler ile tanışıyoruz ve Yunanistan’dan başlayan yolculuğumuzda Çin’e kadar yürüyor (Yunanistan Mısır arası ve Mısır Babil arası portal kullanıyoruz) bin bir türlü pisliğe bizzat bulaşıyoruz. 

Spoiler vermemek adına öldürdüğümüz veya gördüğümüz varlıklardan ve bulunduğumuz muhteşem mekanlardan bahsetmeyeceğim.





2. levelda ilk kez mastery yani Uzmanlık Alanı seçme ekranı ile karşılaşıyoruz. Burada geniş bir yelpazemiz var. Avcılık(ok ve mızrak kullanımı), suikastçilik, ofansif savaş, defansif savaş gibi savaşçılık yetenek setleri ve ruh, doğa, ateş ve hava gibi büyücülük sınıflarımız mevcut.  Bu kararımız nihai. Hiçbir skill diğerine göre kötü diyemem fakat oyunun oynanışında ciddi değişiklikler yaratıyor, bu da beklendik bir şey. 8. levelda ise ikinci masteryi seçerek oyunda açabileceğiniz maksimum masterye ulaşıyorsunuz. Aynı şekilde bu da nihai bir karar ve ilkine göre çok daha önemli çünkü artık iki mastery arasında bir sinerji yakalamak önemli bir hal alıyor. Oyunda skill puanlarınızı oyun içi ücret karşılığı düzenlemenizi sağlayan bir NPC mevcut. Oyun gittikçe zorlaşan yapısı gereği, alabileceğiniz en ufak bir güçlenme bile önemli.

Yine bir RPG oyununun alameti farikası olan item tipleri ve lootlar bu oyunda da mevcut. Renk kodları ile gayet açıkça belirtilmiş. Lootlarda döküntü diyebileceğimiz gemi enkazı veya kemik yığınlarından, küçük kutulara, mezarlardan Majestic Chest ve Mistik Küreye farklı tipler var. Önem ve içerik sırasına göre anlattığım bu loot kutularının son ikisi sadece boss fightlardan sonra karşımıza çıkıyor. Majestiklerin çakma, küçük versiyonlarını bazen sağda solda görmek de mümkün fakat aynı tadı vermiyor.


Item tipleri ise kırıklar için gri, sıradanlar için beyaz, sihirliler ve altınlar için altın rengi, item bufflamaya yarayan charm ve relicler için turuncu, nadirler için yeşil, canavarlar dışında düşüremeyeceğiniz daha nadir tipler için koyu yeşil, şansınızın aşırı yaver gitmesi halinde bulacağınız epik itemlar için mavi, görev ve Epic zorluk modunun bulması imkansıza yakın itemları için mor, potlar için hepimizin bildiği klasik renkler ve karakter buff itemları için turkuaz.

Sonucumsu
Oyun genel yapısı ile bu şekilde özetlenebilen, müzikleri ile içine çekebilen bir oyun. Karakter gelişimi 1 ise oyunun zorluk gelişimi 2 olması sayesinde asla sizi zorlamayı bırakmıyor ve her boss fightı sonuna kadar yaşatıyor. Güzel bir antik dünya gezintisi ve oyun keyfi için birebir, bilgi ve İngilizce öğrenmek için aşırı yararlı muazzam bir oyun. 

Tek şikâyetim ise oyunun gerçekten aşırı zorlaşması olurdu… 2006’dan beri oynamama rağmen oyun hala yer yer beni geriyor ve zorluyor. 6 kişi toplanıp, arkadaşlarla aradan çıkartılabilecek veya tek başınıza komando gibi tüm Dünya’nın yükünü sırtlanabileceğiniz ve her zorluğu hakkı ile yenip Dünya’yı kurtaracağınız bir oyun. 

İlk NPC’nin de dediği gibi seslenmek istiyorum size, “Ey, sen. Oradaki. Eğer buraya huzur ve barış bulmaya geldiysen, burada öyle şeyler bulamazsın.” Şimdiden, hepinize iyi katliamlar.


Yorum Gönder

0 Yorumlar